TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ BİLİM VE TEKNOLOJİ

   Bilim, özellikle de pozitif bilim, tarih boyunca toplumların gelişmesi oldukça önemli bir rol oynamış olup günümüzde ise ülkelerin gelişmişlik düzeyinin bir göstergesi olarak dikkat çekmektedir. Günümüzde pozitif bilimlerde görece olarak ileri olan ülkeler aynı zamanda hem ekonomik olarak hem de siyasi olarak dünya üzerinde söz sahibi olmaktadırlar. Tarih boyunca da ileri teknolojiye sahip millet ve devletler hükümdarlıklarını uzunca bir sure sürdürmüş ve tarih sahnesinde yerlerini almışlardır.

   Türkiye özelinde bu konuyu ele alacak olursak, dünya tarihinde önemli bir yer tutan Türk milleti tarihin her döneminde bilimsel gelişmeleri önemsemiş ve desteklemiş; teknolojik olarak geri kaldığı dönemlerde ise ağır bedeller ödemek zorunda kalmıştır. Günümüz dünyasında pozitif ilimlerde gelişim göstermek ve teknolojik üstünlüğe sahip olmak gerek üretim artışı yoluyla refah seviyesinin artmasına gerekse sahip olunan teknolojik üstünlükle ülke savunması ve entegre olan küresel dünyada ekonomisinde üstünlük anlamı taşımaktadır.Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak teknolojik ilerlemeyi önceliklendirmekte ve teknolojik gelişimin birincil şartı olan eğitim sistemine ciddi oranda yatırım yapmaktadır.

   Bugün Finlandiya örneğinde gözlemlediğimiz oyunlaştırarak başka bir deyişle tecrübe ederek öğrenme, tüm dünyada uygulanmaya başlamıştır. Bunun gibi farklı öğrenme yollarını baz alan ve yeni nesile hitap eden öğrenme teknikleri ve sistemleri sayesinde fizik, kimya gibi pozitif bilimlerde elde edilecek ilerleme ve yaratıcı bakış açısı sağlık, savunma sanayi,bilişim sektörü ve benzeri birçok alanda dışa bağımlılığımızı azaltıcı ve hatta yüksek katma değerli teknolojik hizmet ve ürünlerin ihracatı ile sonuçlanması muhtemel bir yolun açılması anlamı taşımaktadır.

   Özgün ve yaratıcılığı teşvik eden kaliteli bir eğitim sisteminin sonucunda yaratılan katma değer ve istihdam ile Türkiye, İngiltere ve ABD gibi, eğitim sistemiyle de beyin göçünün önüne geçmek hatta bu göçü terse çevirme şansına sahip olacaktır.Muhakkak ki gelişmişlik çok boyutlu bir olgu olup eğitim ve öğretim ise gelişmişliğin temelini oluşturmaktadır. Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en önemli sermaye ise alacakları kaliteli eğitim ve öğretim olmaktadır. Bu ise hem bugünkü hem de gelecekteki dünya düzeninde Türkiye’nin daha fazla söz sahibi olması için olmazsa olmaz bir şarttır.

Dr.Bahadır İldokuz